Ayna Kimdir?

Nasıl devam ediyordu Beatles’ın şarkısı: “Ansızın gördüm ki o eski halimin yarısı bile değilim.”  Annemden öğrendiğim ilk şey; kendimden büyüklere, öğretmenlere, yaşlılara her şartta ve her ortamda saygılı olmamdı. Her gördüğüm yaşlıyla selamlaşıp hal hatır sormak, hayat tecrübelerini dinlemek, öğretmenlerime hayatımın çıkmaz sokaklarında çıkar yol bulmamı sağlayan pek çok şeyi öğrettikleri için ömür boyu saygı

Kış Masalı

Kış masalımız, bir odanın buğulu camından dışarıya bakarken bana eşlik eden müzikler, şiirler ve kahve eşliğinde yazılmıştır.  Masal, Kahve, Kar, Şiir ve Şarkı Seven İyi İnsanlara…..   I ‘Poljuscka Poşye’ isimli bir Çingene şarkısı çalıyor.   Şairler, “Kış, şiirsel bir mevsimdir.” diyorlar. Peki, aklım bomboşken bu şiirsel mevsimin ilham perileri bana ne yazmam gerektiğini hatırlatacak mı?

Okuma Notları, Yazarların Aşk Mektupları.

Bugün okuma notlarımda aşk mektuplarından seçme satırlar bulunuyor. Her mektubun ayrı bir öyküsü ve yaşanmışlığı var. Her biri bir başka şahitlik bekliyor insandan. Bu mektupları okuyunca insan yaşamını şekillendiren en büyük değerlerden birinin de aşk olduğunun farkına varıyor. Elbette aşk sahipleri, birkaç sayfaya sığacak basit bir hayat yaşamadıkları için yaşanan aşkların hikayeleri ya da kahramanların

Tüketim ve Hedonizm İlişkisi Üzerine.

“—Ruh zenginliği hakiki zenginliktir. Çünkü diğer bütün zenginlikler beraberinde kendilerinden daha büyük bela ve dert getiriler.” Lukianos, Epigrammata 12 Hedonizm yunan düşünürlerinden Aristippos (İ.Ö.3.yy) ve Epikuros (Epikür) tarafından geliştirilmiş olan felsefi bir akımdır. Temel öğretisi ‘hayattaki en yüksek değerin haz (bedensel ve maddi zevkler) olduğu, ideal olan hayata bu yolla ulaşılacağı ana fikrini içermektedir. Günümüzde

Şairin Son Sığınağı “İntihar!”

beni intihar ettiler antonin artaud “İntihar, korkunç bir ölüm şeklidir. Ona yol açan ruhsal ıstıraplar genelde uzun, şiddetli ve hafifletilemez olanlardır. Bu keskin acıyı yatıştıracak bir morfin yoktur. İntiharda, ölüm çoğu kez şiddet dolu ve tüyler ürperticidir. İntihar etme eğiliminde olanların acısı kişisel ve tarif edilemezdir; bu yüzden böyle bir ölüm geride kalan aile fertlerini,

Hiç Kimselerin Hikâyesi ya da Önsöz

  Başlangıcı da sonu da belli olmayan bu şölende insanoğlunun ortaya koyabileceği en yüksek çıta yazmaktı. Yazmak, bilmeyi ve anlamayı da kapsadığı için yalnızca karakter transferi değil; hayâliyle, ıstırabıyla, hatasıyla ve doğrusuyla insana ait tüm unsurların yine insana geçmesi için köprü vazifesi görüyordu. Yazmak, aslında bilmenin değerini başkalarına ulaştırmak için ortaya konulmuş ve hiçbir zaman

İnanma İhtiyacı ve Dini Ritüeller

Geleneğin ortaya çıkmasında coğrafi şartlar, siyasi etkenler, iklim koşulları gibi durumlar etkin gözükse de din kavramı diğer tüm sebeplerin üstünde oturan ve geleneği biçimlendiren belki de en önemli katman. Din ve geleneğin iç içe oluşu, yaşam tarzının belirlenmesinde de belirleyici olmakta. Bu iç içe geçmişliğin ortaya çıkarttığı karmaşaya atfedilen kutsiyet de genellikle ilahi bir buyruk

Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak

  KARLI BİR GECE VAKTİ BİR DOSTU UYANDIRMAK Benim adım insanların hizasına yazılmıştır Her gün yepyeni rüyalarla yetinebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım ölüm ve acılar çatsaydı beni düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi ve konuşsaydım diri-gergin kasları konuşsaydım. “Kardeşler!” deseydim “Kardeşlerim!”

Bir İnsan Hikayesi

Yalnız mısınız? Arada bir rüzgâr uğultusu, ara sıra kuş sesleri, kutsal kitap ferahlığı… Kimsin sen? Hikâyen ne? Nasıl yaşadın ve öldün? … İnsan: İçinde iyi-kötü, güzel-çirkin her duyguyu yaşayan. İnsan: Dünyanın geçici misafiri. İnsan: Vicdan ve adalet. İnsan: Peygamber. İnsan: Kurban ve cellat. İnsan: Delalet, vahşet, dehşet. İnsan: Vicdansız, vurdumduymaz ve bencil. İnsan: “Oku, bil,

Yeni nesi var ‘yeni yıl’ın?

Her şey eskisi gibi sürüp gidiyor. İnsanlar zamanın ağır bir balçık gibi aktığını düşünse de, yeninin ömrü hemen ve hızlıca tükeniyor. Her sırra erdiğini düşünen insan yeni yılın değil, başucuna bırakılan beklentilerden, sokaktan içine doldurulan isteklerden, gerçek ihtiyaçları dışında kendini olmadığı ‘biri’ yapmaya çalışanların şerrinden korundukça iyi olacağı sırrına eremiyor. Hâlbuki insan yeni bir yıla

Mevlana: Kamıştan Kopartılmış Ney!

  Ne olursan ol gel demedi aslında “Her şeyden önce insan ol, öyle gel” dedi, ama anlayamadık. Öylece destursuz girdik dergâhına. “Hamdım, piştim, yandım” dedi ‘kamışlıktan koparılmış ney’in hikâyesini anlattı yine anlayamadık. Eline eteğine yapıştık, postuna dergâhına yapıştık. O elimize ilim tutuşturdu, biz paraları kapıştık. Mevlâna diye ‘pideci, lahmacuncu, etli ekmekçi, otelci, turizmci, şekerci’ olduk

Selçuk Küpçük ve Öze Dönüş Soneleri.

  Sadece türküler çalmıyor! Kentin ruhunu çalanlarla da mücadele ediyor. Hem ozan, hem kentli, hem soylu, hem de memleket çocuklarına adam olmayı öğütlüyor. Modernizmin yabancılaştırdığı kalbimize, yerli söylemlerden yenileştirilmiş soylu melodiler damıtıyor. Geleneğin kötü tekrarından, geleceğin taze ufuklarına, kirli harflerden arındırdığı şiirleriyle yürüyor. Kültür haritamızın yozlaştırılmış paradigmalarına yeni besteler aşılamanın kavgasını veriyor. Yabancılaşmadan uzak, alternatif bir patikada

Yorumsuz İstatistik – Dünya Engelliler Günü

-Yaklaşık 6 bin yılı bulan yazılı insanlık tarihi boyunca kayıtlara geçen 15 binden fazla savaş yaşandığını biliyor musunuz? – Yaşamı boyunca savaş görmemiş ya da tanık olmamış insan sayısının yok denecek kadar az olduğunu biliyor musunuz? – Savaşlarda bugünkü dünya nüfusu kadar insanın öldüğünü, bir o kadar insanın da sakat kaldığını biliyor musunuz? – Birinci

Başkalarının Hınçları!

Aklınız durgundur. Oturup “hayat güzeldir” diye yazmak gelir içinizden. Gerçekleşmesini diledikleriniz için “Allah büyüktür.” Belki “geçecek, her şey geçecek” diye yazmak, Şiir yazmak, Bir arkadaşınıza mektup yazmak belki de… … Belki radyo dinlemek geliyordur içinizden, Belki sevdiğiniz bir şarkıya eşlik etmek, Islık çalmak belki… Ya da şiir okumak, deniz taşlamak, çizgi film izlemek, resim yapmak

Siyah Önlük Çetelesi!

  Bir öğretmen tanıyorum.  Siyah önlüğümün beyaz yakasını elleriyle düzeltip yanaklarımdan öpmüş ve hayat yolculuğumun hikmetleri öğretmişti. “Unutma temizlik, yaptığımız işe özen ve çalışma düzenimiz ileride hayatımızı şekillendirecek en önemli özelliğimizdir. Kibir yıkar, gurur düşürür, başkalarının övgüsü şımartır. İnsan olmak istiyorsan bunlara dikkat et ve bilmediğini bilmeyenlerle asla münakaşa etme!” Bir öğretmen tanıyorum. Bezden dikilmiş